KEDİNİNYERİ HABERLER

İsmet Berkan : Kriz ne zaman biter ?

Pazar, 21 Aralık 2008 | Administrator

article thumbnail"  Yine Greenspan'e göre, özel olarak bankalar sisteminde, genel olarak ise ödemeler sisteminde karşılıklı güvensizlik oluşur ve kimse kimseye bir geceliğine bile...
» Haberin Devamı »

Erdal Şafak : Son ilaç

Pazartesi, 15 Aralık 2008 | Administrator

article thumbnailKrizin patlak verdiği 2007 yazından bu yana binlerce yorum, yüzlerce rapor okuduk. Ama bu 1.5 yılda "Newsweek" dergisinin son sayısındaki kadar ürkütücü ve...
» Haberin Devamı »

Son Haberler.
Eser Karakaş : Ulusal Program'ın faiz karşılığı nedir? PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Çarşamba, 24 Eylül 2008
Sayın Başbakan’ın Pazartesi günü yaptığı ekonomik durum değerlendirmesine, bir önemli nokta dışında, ana hatlarıyla katılıyorum.

Özellikle içinden geçtiğimiz kriz ortamının doğru politikalar izlenir ise bir fırsata dönüştürülebileceğine ilişkin görüşe tümüyle katılıyorum.

Zaten her kriz şayet iyi yönetilir ise bir fırsat pencerisidir, bunu iyi görmek gerekiyor; star gazetesinde 14 Temmuz 2008 tarihli yazımında başlığı, başka bir bağlamda, ‘Bu kriz bir fırsata dönüşmeli’ biçiminde idi.



Sayın Başbakan’ın Pazartesi günkü ifadeleri arasında katılmamın en zor olacağı nokta faiz oranlarına ilişkin; Sayın Başbakan faiz oranlarının çok yüksek olduğunu ve üç-dört puanlık düşüşün iyi olacağını ifade ediyor.

Faiz oranlarının yani yaklaşık yüzde yirmi nominal, yüzde dokuz civarında da reel faiz oranının çok yüksek olduğuna hiç ama hiç kuşku yok.

Hem nominal hem de reel faizin düşmesinin iyi olacağı da aşikar.

Ancak, içinden geçtiğimiz konjonktürde acaba bu yapılabilir mi?

Hadi bir biçimde zorladınız (!!!), sonuçları acaba ne olur?

ABD’deki krizin boyutlarını ve sonuçlarını iyi değerlendirmek şart.

Kriz ve alınan önlemler öncelikle ABD maliyesini yani bütçe açığını ve kamu borç stokunu vuracak.

ABD’nin milli geliri yaklaşık 15 trilyon dolar, alınan önlemler sonrası da kamu borç stoğu 12 trilyon dolara yaklaşacak.

Bütçe açığı da bir trilyon dolara vuracak.

Bu durumda da ABD faiz oranı kaçınılmaz olarak çok yükselecek.

ABD ekonomisi geleneksel olarak çok düşük iç tasarruf üreten bir ekonomi (milli gelirin yüzde onunu ancak biraz aşıyor) ve artan bütçe açıklarıyla beraber tam da bu nedenden sistem kendini çevirebilmek için daha çok dış tasarruf çekmek zorunda yani faizler kaçınılmaz olarak artacak.

Gelelim Türkiye’ye.

Türkiye herkesin çok iyi bildiği bir dizi nedenden yüksek büyümeye mahkum.

Bunu gerçekleştirebilmek için de iç kaynak yetersiz olduğundan dış tasarrufa ihtiyaç duyuluyor.

2003-2007 arası çok başarılı büyüme sürecinin anahtarı aslında, mali disiplinle beraber, dış kaynak çekmede gösterilen performans.

Bundan sonra aynı kaynağı çekebilmek çok daha zor çünkü dış tasarruf piyasalarına ABD her zamankinden daha büyük bir alıcı olarak girecek.

Bu ortamda faiz indirimi demek daha az dış kaynak çekebilmek demek.

Ancak, Türkiye’nin elinde çok güçlü bir koz daha var.

AB bütünleşme sürecini, bir kez daha tekrarlıyorum, Sarkozy ya da Merkel’e takılmadan ilerletmek demek, hukuk devletini ve demokrasiyi ilerletmek demek; bu da Türkiye’yi dünyanın içinden geçtiği kriz ortamında, bizim coğrafyamızda, en güvenilebilir, tasarrufların en rahat emanet edilebileceği ülke haline getirir.

Gelelim yazımın başlığına.

Bu ilişki yani dış kaynak çekmede faiz oranı-hukuk devleti (Ulusal Program) ters yönlü ilişkisi hep vardı ama bugün bu ters yönlü ilişki çok daha güçlü ve çok daha yaşamsal olarak önümüzde.

Meseleyi bir tahtıravalli gibi düşünebiliriz; hukuk devleti ve demokrasi yükseldikçe belirli bir dış kaynağı çekmek için gerekecek faiz oranı aşağıya inecek.

AB sürecinden, Ulusal Programı temel gündem konusu yapmaktan uzaklaştıkça da hukuk devleti ve demokrasi aşağıya inecek, cari açığı, büyümeyi finanse edebilmek için gereken dış kaynağı ancak çok yüksek faizlerle çekebileceğiz.

Bu söylediğim hem kısa vadeli sermaye hem de doğrudan yabancı sermaye yatırımı için geçerli.

Ya da hiç kaynak çekemeyeceğiz ve yüzde bir-ikilik büyüme oranlarına razı olacağız.

O zaman zaten cari açık meselesi de büyük ölçüde çözülüyor.

Ama kucağımızda büyük bir işsizlik, fakirlik ve bunu izleyecek siyasal krizler kalacak.

Ulusal Program’da her cesur adım daha az faizle daha çok kaynak çekmek anlamına gelebilir.

AB, Ulusal Program, daha güçlü hukuk devleti ve daha evrensel bir demokrasi bu kriz ortamında büyümenin her zamankinden daha da çok ön koşulu.

Krizi fırsata dönüştürmek için en iyi reçete Ulusal Program’a asılmak.

Stargazete.com 

Yorumlar (0)add comment

Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
Alanı küçült | Alanı büyüt

security image
Write the displayed characters


busy
 
< Önceki   Sonraki >

SİTEDE ARA

KİMLER ONLİNE